CHP’li Erdoğdu’dan bin market eleştirisi: AKP gibi bir yönetim varsa bu ek maliyet olur

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, CHP ekonomi masasına konuk oldu. Ekonomist Evren Devrim Zelyut’un, “Geçtigimiz haftalarda Merkez Bankası çekirdek enflasyonu baz alarak bir faiz indireceğini söyledi. Sonrasında dolar 9 TL’ye yükseldi. O umut bağlanılan çekirdek enflasyonun da yukarı çıktığını gördük. Buna çözüm olarak bin tane market açılacak ve erken uyarı sistemleri yapılacakmış. Yapısal bir çözüm ise yok. Bizi bundan sonra neler bekliyor?” sorusunu Erdoğdu, şöyle yanıtladı:

“Tüm bunların yanında bir de erken seçim tartışmaları var. Ben erken seçim olacağını düşünmüyorum. Erdoğan bu kararı verdiğinde seçimi kaybedeceğini görüyordur ve bu yüzden bu kararı verecek durumda değil. İktidarı devretmeye ya da kaybetmeye de hazır değil. Bu yüzden yasal sürenin sonuna kadar beklemesini daha kuvvetli muhtemel olarak görüyorum, Türkiye’de beklenmedik ani gelişmeler olmasa.

TÜRKİYE’DE ENFLASYON DOĞRU ÖLÇÜLMÜYOR

İkinci olarak da enflasyon meselesi. Türkiye’de enflasyon meselesinin doğru ölçüldüğünü düşünmüyorum. TÜİK güvenilirliğini kaybetti. Enflasyon araştırma şirketleri ile TÜİK verileri arasında yüzde 25’lik fark oluştu. Bunun sosyal boyutu da var. Enflasyona odaklı zam alan işçiler, emekliler, çalışanlar, esnaflar tamamen yanılgı içerisinde. Türkiye’de enflasyonla ilgili en büyük tehdit yanlış ölçülmesi sorunudur. Böylece yanlış tedavi ve politikalar uygularız. Enflasyonun iki sebebi olur. Biri talep kaynaklı enflasyon; vatandaşın daha çok parası olur ama üretim aynıdır ve fiyatlar yükselir. Ya da vatandaşın parası aynıdır ama girdi fiyatları artar buna da maliyet enflasyonu denir.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ VAR

Türkiye’de halkın alım gücü artmıyor. Gelir dağılımı adaletsizliği var bu memlekette. Bir işçi günde fazladan bir ekmek aldı diye enflasyon yükselmez ama iktidarın çetelerinden biri yüz milyon dolara kendilerine bir uçak aldığında ciddi bir şekilde yükselir. İnsanlar dört çocuğuna bir çikolatayı bölüştürmek zorunda kalırken bir aile akşam yemeğine 5 bin lira ödeyebiliyorsa bu gelir dağılımı adaletsizliğidir. Peki bin tane market açarak enflasyon düşürülebilir mi?

Bin market açarak fiyat-maliyet piyasasını yönetirseniz, maliyet farkları ortaya çıkacaktır.  AKP gibi bir yönetim varsa bunun Hazine’ye ya da belediyelere ekstra bir yük getireceğinin fark edilmesi gerekiyor.

HER ŞEYE ZAM GELİRKEN

Sorun eğer gıda fiyatları ise bunların girdileri tarımsal planlama ile düşürülebilir. Hükümete bu marketleri açınca enerji dağıtım şirketleri maliyetlerini nasıl düşüreceksiniz diye sormak isterim. Bu kadar doğalgaza elektriğe zam yaparken sadece gıda fiyatlarını düşürdünüz diye acaba enflasyon düşer mi?

BUNLAR İLKELLİK

Dünyanın en yavaş internetini kullanıyorken veya ulaştırma meselesinde fahiş fiyatlar isterken enflasyon düşer mi? Artık dijital şirketler var, çarşı pazarı ortadan kaldıran esnafın belini büken.

Rekabet Kurumu ile halledilebilecekken bin tane market açmak soğan depolamak… Bunlar bana ilkellik geliyor.

ZEMİN KAYGAN

Şu an dünyada deprem oluyor ve Türkiye’nin zemini kaygan. Durumumuz bu. 2008’de dünya ağır bir kriz yaşadı ve bu gelir dağılımı adaletsizliğinin bir sonucu idi. Piyasaya para verip bunu 2013 yılında geri toplamaya başladılar. Üstüne pandemi gelince daha fazlasını verdiler. Şu an dünyada nakit bolluğu var. Siz diğer ülkelerden daha fazla faiz ödüyorsunuz ve ek maliyete katlanıyorsunuz.

Türkiye Hazinesi yüzde 6,4’le para topluyor. Onu da doğru gösterdiklerini falan düşünmüyorum. Hükümeti başarılı göstermek için masraflarını da koymadıklarını düşünüyorum. Yüzde 6,5’le Hazine topluyorsa, yüzde 6,5-7’yle banka topluyorsa, bankanın operasyon giderlerini de koyarsanız yüzde 8-8,5’la döviz kredisi veriyor demektir. Yüzde 7-8 döviz kredisiyle bir Türk işletmesi var. Yüzde 8’le döviz kredisi çekiyor. Rakibi var. Koreli bir işletme. Yüzde 1,5’le kredi çekiyor. Siz bununla nasıl baş edersiniz. Böyle bir sorunla karşı karşıyayız.

Üstelik, ülkenizde enflasyon yüzde 45’ken siz tutarda enflasyonu yüzde 20 açıklarsanız arada 20-25 puan fark var. Bu durumda Türk lirasına kim güvenir? Kim Türk lirasıyla işlem yapar? İşte bu yüzden Türkiye’deki tüm birikimler dövize, altına veya gayrimenkule yöneldi. Peki vatandaş ve kurumlar dövizini ya da altınını bozar mı?  Son bir buçuk yıl gösterdi ki hükümet ne yaparsa yapsın bu detaylarda bir kırılma olmuyor. Bunu Naci Bey biraz değiştirmeye çalışmıştı. Onu da hemen görevden aldılar zaten. O da en doğru işleri yapmıyordu ama en azında bu kadar yanlış yapmıyordu.

BASALIM PİYASAYA KREDİ VERELİM

Şu an itibarıyla, Türkiye’deki döviz kurları ve emtia fiyatları gidişatına baktığınızda; döviz kurları bazı dönemlerde ani yükselir, ani düşebilirdi. Biz buna kriz derdik. Şimdi Türkiye’de bankacılık işlemlerinde haciz işlemleri ağırlıklı olarak yasaklandığı için bir anda şiddetli iniş ve çıkışların olmasını beklememek lazım. Her ne kadar batıda enflasyon yükselse de döviz kurunun yavaş yavaş yukarı çıkması gayet normal. Hükümetin buradan çıkmak için aklında tek bir yöntemi var. Piyasaya kredi verelim. O kredileri müteşebbisler alsınlar, yatırım yapsınlar, harcama yapsınlar ekonomi biraz canlansın. Bunu daha önce denediler. Başkanlık seçiminden ve referandum döneminden beri Türkiye’nin aldatma yöntemi budur. Bir taraftan kamu bankaları üzerinden, diğer taraftan özel bankalar üzerinden kredileri piyasalara salıyorlar. Bu krediler geçici bir rahatlama sağlıyor. Bu rahatlama ile Türkiye ekonomisini çok iyi gösterip birkaç seçim kazandılar. Ama bunu yaparken ne oldu; birincisi şu;

Bizim yeterli tasarrufumuz olmadığı için yurtdışı tasarrufları kullanmak zorundayız. Bu nereye geliyor; bankalara. Döviz kredisi olarak, sendikasyon kredisi olarak geliyor. Bankalar bu döviz kredilerini aldılar. Ucuz kurlardan bozdurdular. Ve o dönem KGF ile desteklenmiş olarak düşük vadeli ve uzun vadeli düşük faizli krediler olarak dağıttılar.

DAMADIN SON DÖNEMLERİNE YAKIN

Hatırlayın; damadın son dönemlerine yakın yüzde 7-8 ile milyarlarca liralık kredi verdi. Bunu aldıkları gibi döviz altın aldılar, kimse yatırım yapmadı. 5 ay sonra faizler yükseldi. Altın meselesine gelince; diğer ülke bankaları o kadar para bastı ki para akacak yer bulamadı, bitcoin gibi mekanizmalar çıktı.

Şimdi bu paralar geri çağırılınca ne olacak? Batının çaresizliği de bu. Para çekilince herkes zaten aşırı borçlu ve dünya tıkanma eşiğinde. Biz de elbette bundan etkileneceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir